reklam
reklam
Karabük Güncel

MUSTAFA ÇELENLİ’NİN KALEMİNDEN “HASET HASENATI (İYİLİKLERİ) YOK EDER”

MUSTAFA ÇELENLİ’NİN KALEMİNDEN “HASET HASENATI (İYİLİKLERİ) YOK EDER”
Bu haber 16 Aralık 2021 - 20:39 'de eklendi ve kez görüntülendi.
reklam

Haset; Başkalarına verilmiş olan maddî mânevî nimetleri çekemeyip onların sahiplerinin elinden çıkmasını istemek demektir. 
Eğer kişi nimetin başkasından gitmesini istemeden aynısının kendisinde de olmasını isterse o haset değil, gıbta / imrenmek olur. Bunda bir sakınca olmadığı gibi bilakis teşvik vardır. Nitekim Efendimiz (s.a.v)’: “Şu iki kişiden başka hiç kimseye haset (mecazi olarak gıbta manasıyla kullanılmıştır) edilmez: Allah’ın kendisine mal verdiği, bu malı hak yolda kullanan adam ve Allah’ın kendisine ilim verdiği, bu ilme uygun amel eden ve insanlara öğreten adam.” (Buhari-ilim 15)
Meşru kılınan bu temenni, başkasından nimetin gitmesini istememek şartıyladır. “Kendin için istediğini, kardeşin için de istemediğin müddetçe hakiki iman etmiş olmazsınız.” hadisi, “hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız….” beyanları Allah rızası için yarışmaya tavsiye ve teşvik anlamına gelir. 
Başkalarının sahip olduğu bir nimeti, mevki ve makamı, kabiliyeti vb ayrıcalıklarını çekemeyerek din kardeşinden alınmasını istemek dinen yasaklanmıştır. Ancak bir kafir veya facirde bulunup fesada, zulme, kargaşaya sebep olan, bu nedenle de ferdin ve toplumun huzurunu ve barışını yok eden nimetin ortadan kalkmasını istemek günah ve haram değil, bilakis gerekli ve zorunlu olan bir temennidir. Zira onun yok olmasını istemek bir fitne ve zulüm aracının yok olması demektir.
“Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanları kıskanıyorlar mı?” (Nisâ sûresi, 54) ayeti hasedin aslında Allah’ın takdir ve ihsanına rıza göstermemek ve itiraz etmek demek olduğunu, buna da kimsenin hakkının bulunmadığını belirtmektedir. Ayet, peygamberin kendilerinden gelmediği için kıskançlık gösteren Yahudileri konu alır. Kıskançlıklarıyla Kur’an-ı Kerîm’e geçmiş olan Yahudilerle aynı çizgide birleşmek istemeyenlerin, kendilerini haset ve kıskançlıktan arındırmaları gerekir. Bir Müslüman’ın Allah’ın takdir ve ihsanına razı olmaması son derece yanlış bir duygu ve tavır olup iman ve teslimiyet gerçeğiyle bağdaşmaz. Resul-i Ekrem Efendimiz, bu karmaşık ve anlaşılmaz duruma hiç bir Müslümanın düşmemesi için açık bir uyarıda bulunarak “Haset etmekten sakının” buyurmuştur. Gerekçesini de “Zira, ateşin odunu (veya otları) yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir” (Ebu Davud-edeb-44) diye açıklamıştır.
Tasavvufa göre kıskançlık ve haset, kötü ve zararlı bir duygu olduğu için haram hükmündedir. Bilgisizlik ve açgözlülükle beslenir. En çok tanıdık, akrabalar, meslektaşlar arasında görülür.
Mesnevi de “Nefsin ve akranına haset etme. Zira haset, kötü işlerin en kötüsüdür. Kusur ve ayıbın mayası hasettir. Şüphesiz o her şeyde zehirlidir.” “Kıskançlık; bütün kusurların mayası, en kötü huydur.” şeklinde bahsedilmektedir.
Haset çok kötü bir huydur. Şu misal hasetçinin düştüğü açmazı ifade açısından çok çarpıcıdır. Arkadaşına haset eden birine “Dile Allah’tan, sana istediğini verecek ancak arkadaşına sana verdiğinin iki katını verecek” dediklerinde hasetçi bir müddet düşünür. Sonra İsteği çok enteresandır; “Allah, gözümüm birini kör ediversin”!
Haset tedavi edilmezse, neticede kişinin imanını da ifsat edebilir. İyiliklerin, hayır ve hasenatın desteğinden uzak kalan imanın önce kemalini sonra da aslını kaybetmesinden korkulur. Bu sebeple haset şiddetle yasaklanmıştır.
Haset kalbi bir hastalık olması hasebiyle hasetçinin içerisinde sürekli bir ateş yanar. Bu ateş onu yakar ve yavaş yavaş eritir. Hasedini yaptığı şahıs daha da fazla nimet sahibi olunca hasetçinin göğsü daralır, uykuları kaçar, rahatsızlık ve sıkıntıları artar. Başkasının perişanlığını isterken kendisi perişan olur ve psikolojik olarak çökeceği gibi tüm hayır ve sevaplarının da haset ettiği kişiye geçmesine sebep olur.

Allahu Teala, Felak Suresi’nin 5. ayetinde “…Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden âlemlerin Rabb’ine sığınırım, de” buyurarak haset duygusu besleyenlerden kendisine sığınmamızı emretmektedir. Başkasına verilen nimeti çekemeyen insanlar, kalplerinde boş yere tasa ve keder taşırlar. Çünkü duydukları üzüntüyle haset ettikleri nimet azalmaz ya da kendilerine verilmez. Hasetçi çekemediği kişiye düşmanlık ederek, gıybetini ve dedikodusunu yaparak hem kendi sevaplarını yok eder, hem de haset ettiğinin sevaplarını artırır. Yaptıklarının günahını yüklenir. Haset sahibi hem dünyada sıkıntı ve keder içinde yaşar hem de ahirette büyük bir kayba ve azaba uğrar.
Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “Birbirinize hiddetlenmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’a, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz” (Müslim).
Günümüzde toplumun kanayan yaralarından biri olan haset hastalığından kurtulmak için, Allah’ın insanlara verdiği rızka, O’nun taksimine razı olmak ve diğer Müslümanları kardeş kabul ederek onların sahip olduğu nimetler için mutluluk duymak gerekir. Önemli bir husus da, ihtiyaç sahibi müminlerin ihtiyaçlarından dolayı kalplerinde böyle tehlikeli bir duyguya mahal vermemek için Allah’ın kendilerine ikram ettiği zengin Müslümanlar mallarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmalı, zekat ve sadaka sorumluluğu mutlaka yerine getirilmelidir. Böylece zengin fakir arasında denge sağlanmış ve kalplerde gerçek kardeşlik tesis edilmiş olur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA