reklam
reklam
Karabük Güncel
reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZIYOR “YARINI OLMAYAN GÜNE HAZIR MIYIZ?”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZIYOR “YARINI OLMAYAN GÜNE HAZIR MIYIZ?”
Bu haber 09 Mayıs 2021 - 16:59 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur:

“Bütün varlığınla Rabbine yönel. Yarın endişesini, dünün yanına terk et. Zira muhtemeldir ki yarın geldiği zaman, sen ölmüş olabilirsin.”

Güzel bir ifadedir; “Ne gaflet bir söz bu! Yarın, yarın, hep yarın. Yarın ne yapacaksın kazılırsa mezarın?

Hâfız-ı Şîrâzî; “İnsan; birkaç damla kan, bin bir endişedir!” der. Hakikaten insan, beden olarak et ve kemikten ibaret. Fakat ruhen; bin bir endişe yumağı. Rızık endişesi, sıhhat endişesi, istikbâl endişesi, bitmek-tükenmek bilmeyen hayaller, plânlar, emeller… Hâlbuki ecel gelip çattığında, hepsi bir anda bıçak gibi kesilecek, âdeta kaybolan gölgelere dönüşecek.

O hâlde insan, ne dünya rüyasında bulduğu definelere aldanmalı, ne düştüğü fakr-u zarurete yanmalı, ne de gelgeç sevdalar uğruna ebedî hayatını hüsrana çevirmeli. Fani dünyayı, daima ebediyet ufkundan seyretmeli. Kalbini fani endişelerin kafesi yapmayıp her ânını Hakk’a tevekkül ve teslimiyet ikliminde değerlendirerek huzura kavuşmalıdır.

Geçen zamanı geri almak mümkün olmadığı gibi, yarına çıkıp çıkamayacağımız da meçhuldür. Nitekim dün hayatta olan niceleri, bugün berzah âlemindeler. Bu bakımdan, yanlışlara tevbe etmek için, gün bu gündür. Salih amellere koşmak için de fırsat bu fırsattır. Her anı başka bir an gelmeyecekmiş gibi yaşamak gerekir. Bunun içindir ki; “yarın yaparım diyenler helâk oldu” denilmiştir. Yarını olmayan bir günün her an gelebileceğini, hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Bir kabristana gitsek, orada kendimizden daha küçük yaşta vefat etmiş nicelerinin mezar taşlarına rastlayabiliriz. Dolayısıyla ölümün yaşı yoktur, herkes ölebilecek yaştadır. Ölüme her an hazırlıklı olmak şarttır.

Hamdolsun ki Ramazan gibi mübarek bir ayı uğurlamak, Kadir Gecesi gibi bin aydan daha hayırlı bir zamanı idrak etmek bu sene de nasip oldu. Bu mübarek zamanların kıymetini iyi takdir etmeliyiz. Zira geçen sene aramızda bulunan eş-dosttan bir kısmı bu sene aramızda değil. Gelecek sene acaba biz de var mıyız, yok muyuz, meçhul. Dolayısıyla bu Ramazanı, son Ramazanımız olabileceği şuuruyla en güzel şekilde ihyasına ve nasiplendiğimiz hassasiyeti ve arınmışlığı devam ettirme niyet ve gayretine sahip olmalıyız.

Rasûlullah Efendimizin; “…Namaza durduğunda sanki son namazın gibi kıl…”(İbn-i Mâce, Zühd, 15.) buyurduğu gibi; biz de içinde bulunduğumuz her anı sanki son fırsatımız gibi değerlendirirsek kazananlardan oluruz Allah’ın izni ile…

Mevlana Hz. Mesnevi’de anlatır; “Adamın biri yol kenarına diken ekmiş. Önceleri zararsız gibi görünen bu dikenler, zamanla gelip geçenleri rahatsız etmeye başlayınca, şikayetler çoğalmış. Fakat, adam bu şikayetleri duymamazlıktan gelmiş. Derken, Allah Teala’nın bir veli kulu gelip adama dikenleri sökmesini söylemiş. Adam da: ‘Bir hayli gün var babacığım. Bugün olmazsa yarın; bir gün mutlaka o dikenleri sökeceğim.’ demiş. Bunun üzerine Allah dostu, adama şöyle demiş: ‘Hep yarın diyerek bu işi erteliyorsun. Fakat, bil ki günler geçtikçe o dikenler büyüyüp güçleniyor, sense güç kaybediyorsun. Dikenler gençleşiyor, sense giderek ihtiyarlıyorsun…’” İşte, bizlerin işi de bunun gibidir. İşlemekte ısrar ettiğimiz günahlar, o adamın dikenlerine benziyor ki ‘tövbe’ ipine sımsıkı sarılmadıkça, günah daha ısrarlı yerleşir hayatlarımıza…

“Cehennem halkının en fazla çığlıkları (güzel işlerini, tövbelerini) tehir etmekten / ertelemekten / yarıncılıktan kaynaklanır.”

Hep erteleriz bir şeyleri… Ve ne acıdır ki, fark etmeyiz asıl ertelediğimizin kendi hayatımız olduğunu! Kaç ana-baba vardır, evlatlarının dini eğitimini hep bir dahaki yaza erteleyen… Kaç genç kız örtünme işini okul sonrasına; kaç delikanlı namaza başlamayı bir başka cumaya erteleyen…

“Akıllı bir insan için her, gün yeni bir gündür.” Hayat yaşadığımız andadır, her günün bünyesindedir. Fakat bunu geç öğreniyoruz; hep yarın diyoruz. Çocuk, “büyüdüğüm zaman” der, büyük, “evlenince” der. Ve zaman gelip, geçer. Bu bağlamda Peygamberimizin “Yarıncılar helak oldu…” buyurması ne kadar manidardır.

Ey nefsim! Şeytanın seni yolundan alıkoymak için telkin ettiği her ne varsa ertele! Ama hayrı, güzelliği, Resulullah’ın ahlakı ile ahlaklanmayı, Rahman’ın mesajına kulak vermeyi ve ille de kök salmış günahlarına tövbe etmeyi, sakın erteleyeyim deme!..

Dünya hayatı çok kısadır. Âhiretin azapları pek acı ve sonsuzdur. İleriyi gören akıl sâhiplerinin ihtiyarlayıp pişmanlık duymaması için, Allahü teâlâya kulluk yapılacak en kârlı zaman olan gençliğin ve affetmek için Allah’ın verdiği fırsatların kıymetini bilmesi lâzımdır.

Ebû Turâb-ı Nahşebî hazretleri buyuruyor ki: “Bu günü düşünürüm, dün geçti, yarın acaba var mı? /Gençliğime de güvenmem, ölenler hep ihtiyar mı?”

Mevlâna hazretleri de Mesnevî’de buyurur: “Çocukluğunda oyun, gençliğinde sarhoşluk, ihtiyarlığında tembellik… Ne zaman Allaha kulluk edeceksin?..”

Erteleyenler belki zaman aşımından kazanırız diye hesap yaptılar ancak hepsi de kaybettiler…

Hz. Ali’nin şu sözü ile yazımızı hitama erdirelim; “Hayırlı bir iş yapmak istiyorsan bu günün işini yarına bırakma. Çünkü yarına kadar ne olacağı belli değildir.”

En “EMÎN” olana emanet olmanız dua ve temennisi ile…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA